02 10 2011

Konumuz :Cennetten sevdiğine mektup ,)

bİR Sİnmea atölyesiniN Seçmelerindeyim...Etrafıma bakıyorum...Bir tarafta entek,dantel tipler...Diğer yanda tir tir titreyen amatörler...Soruyorum :Mesleğiniz ne diye civarımdakilere...Ne yok ki....Hani tabir yerindeyse 1 ben yokum ! Bankacı,hukucu,İsletmeci vs vs...1 tanecik iletişim fakültesi mezunu yoq bunca insan arasında ! Bulunduğumuz yer film atölyesi....Senaristlerin,ışıkcıların,kurcuların mekanı....Ev hanımları,yeni babalar ve3 daha neler neler....Mor pantolonum,lacivert t-shortümle salınıyorum.....1 yazılı sınav oluyor...Konu bu başlıkta...Mektup formatında cennetten sevdiğin herhangi birine mektup yaz. İlk izlenimlerin neler ? Yarım saat kağıdıma vuruyorum kalemimi...Dökül ulan kalem ...Bende bir şey yok....Hayal edemeyecek kadar uykusuz bırakıldım komşularımın gürültüsünden...Sen anla derdimi be kalem (: Sen dökülde kurtar beni eziyetinden...Ve derken kalemim yazmaya başlıyor son yarım saat sesiyle...Cennet yoktur diye başlıyorum ....Sevgili mary sevgili robotum demekten iyi değil mi? Cennetinesin....Bedeninle şu an yaşadığın yerde,o renklerle,o tatlarla,yeryüzünün sana ait bölümü....Cennnetten daha ne beklenir diye yarım sayfa yazmış azım kulaklarımda sayfamı iletiyorum....Etrafıma baktığımda çat çat çat sesler...Herkes kuruyor anlaşılan bu çıtırtılarda cenneti...İnşaat süresi de kısıtlı...

Sınavdan çıkıyorum ve bir çay bahçesinde demleniyorum. Herkes eşiyle dostuyla gelmiş napalım (: Bense bir benim işte...Posta gazetesi, 2 çay , 1 tr kahvesi...2 saati dolduruyorum bir şekilde...Sırada sözlü mülakat var....Vayyyy!!!! Çıkanlara neler sordular neler yaptınız dediğimde ;evli misin,ne iş yaparsın gibi sorular sorduklarını öğreniyorum. Sıranın sonlarındayım....Oturup yere beklemeye başladığım anda liseden 1 arkadaşımla karşılaşıyorum. Çokta severim lisedeki o insanları...Ordan ,burdan,şurdan...Böcek yapımda senaristmiş arkadaşım. Eskilerden bir arkadaşım otcu olmuş,intahar eder diye yorumlanan biri haline dönüşmüş...Bir başkası minübüs şöförü....Bir diğeri ünlü bir dizi oyuncusu...Bir diğeri sanatcı....Vayyy be diyorum biz neymişiz kendi kendime...Derken sıra bana geliyor...İçeriye sızıyorum...Arkada oturan 30 eski öğrenci gözünü bana kilitlemiş...2 bayan juri adayı...1 de erkek hocamız....Bana ilk matbaayı soruyorlar...Bilemiyorum..İlk türk filmini....Bilemiyorum...İlk yabancı filmi bilemiyorum....Ne rezil bir insanmışım diyorum kendi kendime...Önde duran bir çocuk bana kopya vermeye çalışıyor...Belli ki kalmamdan yana...Kopyasını almıyorum....En son okuduğum kitap,en son izlediğim film,hangi köşe yazarlarını severim hepsi 1 anda sorulmaya başlanıyor....Söylüyorum...Siktiret en son kitabım,arkadaştan öte en son filmim,köşe yazılarlarının izimlerini okumam fikirlerini okurum diyorum ve teşekküredip çıkıyorum kendimi rezil hissederek!

1 Bankadan mezun ev hanımı dilekçelerimi istediler diyor,bir grafiker benimkileride diyor ve dilekçe istemediklerini eliyorlarmış...Kendi kendime gülüyorum...Hoca çıkarken hocam ben yarın gelmiyorum...Dilekçemi istemediniz ne yapalım hoşçakalın diyorum ,) Hocam getir dilekçeni diyor 0.o

Bu ne yaa arkadaş (: Bu ne zorluk! Orda tek bu işin okulunu okuyan benim ! Kimse kusra bakmasın ama matbaanın geliş tarihinide bilmek zorunda değilim,ilk filmide....Ben bu işi yapmak için ordayım! Bir soru sormuşlardı neden bu zamana kadar işini yapmadın ? Sizin gibiler yüzünden demek geldi içimden...Demedim! Güzel bir kızım,görgülü,kibar bir bayanım diye kadınlarca bu çekememezlik nie? Hemcinsini koruma duygusu nerde?

Neyse bu yazımdada içimi döktüm..Kal sağlıcakla ,)

0
0
0
Yorum Yaz